27 Mayıs 1960’da iktidardaki Demokrat Parti’yi darbe ile işbaşından uzaklaştıran darbeci güçler, 1961 yılında hazırladıkları anayasayı halkın oyuna sunmaya karar verdiler. Halk oyu için belirlenen tarih 9 Temmuz’du. “Hayır” pusulalarının rengi kırmızı, “evet” diyeceklerin rengi ise beyaz olarak belirlendi. 15 Haziran’da başlayacak resmî propaganda süresi ise çok kısaydı. Ortada bir “hayır” kampanyası da yoktu. “Evet”çi Beyaz Cephe’de aslında bütün devlet vardı: Başta Devlet Başkanı Cemal Gürsel ve Milli Birlik Komitesi üyeleri, İsmet İnönü liderliğindeki CHP, büyük basının tamamına yakını, valilerden kaymakamlara tüm devlet. “Evet” kampanyası için çalışmalar valilerin koordinasyonunda yürütülüyor, Anayasa için Anadolu yollarına şehirleri aralarında bölen Milli Birlik Kurulu üyeleri düşüyordu.
Resmî kampanyanın başlamasından bir gün önce İsmet İnönü ve Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Tansel Başbakanlıkta Cemal Gürsel ile bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptı.
Propaganda süresi boyunca kırmızı giymenin ve “hayır” demenin cesaret gerektirdiği ülkede devletin bütün zorlamasına rağmen halkın ilk tepkisi sandığa gitmemek oldu. Katılım Türkiye standartlarına göre düşük olan yüzde 81’de kaldı.
Adalet Partisi dahil tüm partilerin evet cephesinde yer aldığı referandumda “evet” oyları yüzde 61.7’de kaldı. Resmen bir kampanya yapılmamasına rağmen sandıktan yüzde 38.3 kırmızı “hayır” oyu çıktı. “Hayır” oylarının “evet”leri geçtiği şehirler arasında en dikkat çekici olanı şimdilerde ulusalcılığın kalelerinden olan İzmir. Menderes’in memleketi Aydın, büyük bir farkla Bursa, Bolu, Denizli, Samsun, Manisa da anayasaya “hayır” diyen şehirler oldular. İstanbul’un ilçelerinden ise sadece Şile’de ‘hayır’lar ‘evet’leri geride bıraktı.